Babalar Günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Babalar Günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Haziran 2010 Pazar

BABALAR GÜNÜYMÜŞ!

11 delikanlı dizi dizi, kıpkırmızı uzanmış yatıyor; kimsenin hiç bir şey kutlayacak hali yok. Boğazımızda koca bir yumru, göz yaşları sel oldu aktı.

Babalar Günü...Babalar Günü...

Tamam anladık Babalar Günü ama yok bugün kutlama mutlama. Zaten babaların suçu büyük bu ülkede. Ya üç-beş bine satıyorlar kızlarını ya da inandırıyorlar onları, büyüyünce onların ne düşündüklerine bu ülke itibar edecek diye. Kızlarının ağzından çıkan her cümleye dünyanın en muhteşem söz dizesi muamelesi yapıyorlar. Kayıt cihazlarına konuşturuyorlar onları "bir de buraya söyle" diyorlar; "oku" diyorlar "Anna Karanina ile Madam Bovary'i oku sonra karşılaştır." "Sen çok oku, çok öğren, senin bu ülke için yapacakların var" diyorlar. "Akıllı erkek ile akıllı kadın birbirini tamamlar, ancak birlikte, yoldaşlıkla ilerlenir hayatta" diyorlar.

Sonra...Sonra, babası ona "akıllı" dediği için kendini "akıllı" sanan kız çocuğu çıkıyor dışarı. "Ne düşündüğünü uygun zamanda, uygun biçimde ama mutlaka söyle" denmiş ya kendine söylemeye başlıyor düşündüklerini tek tek... Aa-aaaa! Kimse öyle bayılmıyor bu kızın söylediklerine. Hele erkekler girmişler sımsıkı birbirinin kollarına; kadın aklının, eşit düzeyde kadın yoldaşlığının eksikliğini hiç duymuyorlar bir adım önde yürürken. Kendi seslerinin yankısı yutuyor başka frekanslardan gelen sesleri.

O zaman kız, suçu babasına atıyor tabii. İnsan kızını oğlunu nasıl yetiştirdiyse öyle mi yetiştirir? Babalar Günüymüş....


Şaka bir yana, buruk da olsa "Babalar Günü kutlu olsun" diyeyim. Ve hatırlatayım, babalarını faili meçhul cinayetlere kurban verenler "Benim babam kahramandı" diyor. Babaları Silivri ve Hasdal cezaevlerinde tutuklu bulunan (metinde esir alınan diyor) subayların çocukları da "Babalarını bekliyor."