10 Eylül 2010 Cuma

GÖRÜŞMEYELİ...

Görüşmeyeli yarı zamanlı öğretim elemanlığından tam zamanlı kadrolu öğretim üyeliğine geçiş yapmış bulunuyorum. Çok sıkıntılı geçen, Türkiye ve akademinin gerçeklerine aydığım 2,5 yılın kırıntılarını burada sizinle paylaştım daha önce. Bir gün tamamını birarada yazarım ama şimdi hala soğumamış olan yüreğim engel.

Görüşmeyeli çok sevdiğim wasabili bezelyelerin artık Malatya Pazarı'nda satıldığını keşfettim, çok fena dadandım.

Görüşmeyeli bütün yaz elime yapış yapış yapışan Union for the Mediterranean makalemi bitirdim. Üst limitin 1000 kelime üzerine çıktı; kısaltmam lazım ama daha elim varmıyor. Cumhuriyet gazetesinin yeni çıkaracağı ek için özet bir Türkçe metin de hazırlamam lazım aynı konuda. Daha başlamadım bile. NTV Tarih bana sipariş ettiği yazıyı basmadı; Allah'a havale ettim kendilerini. Maalesef Osmanlı Tarihi çılgınlığı içinde sıra Avrupa Tarihi'ne hiç gelmiyor bu memlekette.

Görüşmeyeli referandum konusunda başbakanın vereceği oyu beğenmediği bu ülkenin vatandaşlarına yaydığı nefret söylemi karşısında dehşete düştüm ama bu konuda yazacağımı yazdım. Artık hep beraber göreceğiz yıldırım iki kere aynı yere düşer miymiş düşmez miymiş.




Görüşmeyeli elime yeniden geçenlerden kaybettiğimiz Füsun Akatlı'nın Rüzgara Karşı Felsefesi'ni aldım. Denemelerden oluştuğu için karıştıra karıştıra, bir baştan bir sondan okuyorum. Diyor ki "Cumhuriyet artık bir külkedisidir. Parsayı "sınır tanımayan özgürlükler", "alabildiğine demokrasi, demokrasiyi yok edinceye kadar demokrasi" giysilerine bürünmüş kızkardeşler toplayacaklar." Hak veriyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder