Life As It is etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Life As It is etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ekim 2009 Cuma

SATÜRN SATÜRN SATÜRN

Satürn bu ayın sonunda çıkıyormuş burcumdan; bir ay sonra Satürn etkisi olmayacakmış hayatımda artık. Okuduklarım diyor ki bu etki ile ilgili olarak; "Işığın olduğu yere Satürn karanlık getirir. Sıcağın olduğu yere soğuk, neşenin olduğu yere hüzün, talihin olduğu yere talihsizlik, bilginin olduğu yere korku, ümidin olduğu yere yeis getirir." Hemen tanıdım ben bu etkiyi, 2,5 yıldır gece-gündüz birlikte yaşıyoruz çünkü...

Tam omuzları düşürüp başka bir işe dalmak üzereydim ki gözüm okuduğum makalenin sonuna takıldı. "Ama" diyordu..."Ama, kişi hayatının, hayatta başına gelenlerin sorumluluğunu almaya başlayınca Satürn'ün sınırlayan etkisi, öğreten etkiye dönüşür. Satürn, kişiye sınırlar olduğunu öğretir; ödülün ancak hak edildiğinde geleceğini..."

Anladım ki; son iki yıldır beni evire çevire pataklayan Satürn'müş. Fena dayak yedim ama galiba sonunda öğrenmeye de başladım. Hayatta sınırlar olduğunu, bunları kendini yerden yere atmadan sakinlikle karşılamak gerektiğini öğrendim. Bundan sonra beni ne bekliyor, hiç bir fikrim yok. Ama, Satürn'ün dersleri cebimde. 2,5 yıl öncesine göre daha aydınlık bir yerdeyim; daha ödülümü almadım ama sakinim. "Satürn eline geçirdiğine son şeklini verir" de diyor okuduğum makale. Bazı yerlerim hala çürük, hala sızlıyor ama alacağım son şekli merakla bekliyorum. Hayatımda ilk defa seveceğim kendimi galiba.

14 Ağustos 2009 Cuma

PASİFİK'TEN ATLANTİK'E

Vedalar zor... Üç aydır gurbette olduğumu bildiğim halde, farkında olmadan, kaldığım yer evim olmuş. Her gün ayağımı sürüye sürüye gittiğim kütüphane, ofisim... Evren, isteklerimin sadece birazını yerine getirmiş ama yine karşıma sıcak, neşeli, ilham verici insanlar çıkarmış. O insanlar, bugün bana veda partisi hazırlamış,


kart yazmışlar...


Şarkıdaki gibi bu dünyadaki en zengin kişi gönül fetheden midir? Bu, bu kadar basit midir? İsteklerim olmasa da, istediğim yere bir türlü varamasam da, önümüzdeki yıl yine yarı zamanlı çalışacak olsam da ben aslında zengin biri miyim?

Neyse, bir yandan bu soruların cevaplarını düşünürken, diğer yandan da bavulumu hazırlamam ve içine, otobüsten annesine çaktırmadan yürüttüğüm ciddi suratlı Aztek bebeklerinden bir tanesini koymam lazım. Umarim gümrükte "kimin bebeği bu" diye sormazlar...

22 Şubat 2009 Pazar

KENDİME NOT!

Bugün saat 23.00'de hafta içi seyretmeyi unuttuğum DiziMax'in yeni dizisi The Mentalist var. Unutma! 

Simon Baker'ı yıllar yıllar önce The Guardian'da Nick Fallin rolünde seyrederken bu adamın hiç gülmediğini düşünmüşüm ki Mentalist'te Patrick Jane rolünde bol bol gülümserken görünce çok şaşırdım. 
En az Guardian kadar karanlık bir dizi Mentalist. Ama ben bayılıyorum Jane gibi dizi karakterlerine...  Hayatta karşılaştıkları ters durumlar için hep bir planları var ceplerinde. Dizinin ortasına doğru her şey öyle bir karışıyor ki "hah işte şimdi bittin sen oğlum" derken sonunda anlıyoruz; gerekli önlemler alınmış ve "harm is not done". Prison Break'teki Micheal'da böyle bir karakter. Ben, hayatta ters giden işler karşısında hiç bir hazırlığı olmayan (artık salak mı dersiniz) bir insan olarak, bu dizilerde oynasaydım kesin ilk bölümde bitmişti benim için yazdıkları rol....

Meraklısına Not: Guardian, TNT kanalında yeniden gösteriliyor. Ben sırf jeneriğine bakıyorum Wallflowers'ın Empire in My Mind şarkısını dinlemek için.     

10 Şubat 2009 Salı

Othello

The robbed that smiles, steals something from the thief.
He robs himself that spends a bootless grief.

Duke of Venice, Othello, Act I, Scene iii