Peripatetic geziler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Peripatetic geziler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Kasım 2009 Salı

18 Eylül 2009 Cuma

TANGOLAR EŞLİĞİNDE BİR BAYRAM

Blogspot bazen çok yavaş açıldı, bazen hiç açılmadı. İşte o zaman aklıma geldi; ya bu ahlakçı internet sansürü bir gün gerçekten de blogları vurursa? Ya Türkiye'nin sansürcü zihniyeti nefretini, bu özgür platformlara yöneltirse? Yedeklemek lazim galiba; wordpress gibi baska bir adreste... Umarım savsaklamam bu işi.

Bayramın ilk günü sabah 6'ta yolcuyum. Bayramlaşma faslını kaçıracağım; içim buruluyor ama ne var ki Peripatetic görev beni bekliyor... Yine de bayram havasını kıyısından yakaladım sayılır... Sema'nın tango albümünü (SEMA / Ekho II/ Efsane Hanımlar) dinliyorum. Suzan Lutfullah, Seyyan Hanım, Denizkızı Eftalya'nın söylediği tangoları bir de o söylemiş. Siz hiç Seyyan Hanım'dan Hasret tangosunu dinlediniz mi? Hayatımda dinlediğim en içli, en ürpertici performanstır: "Ben kimeee baağ-laan-mııışım/Ağ-laaa-yooo-rrrum gizlice"....


Hepinize iyi bayramlar! Ben Sema'nın şakıdığı gibi "Uzakları özleyen bir martı gibi kaaaç-tııım."

11 Eylül 2009 Cuma

YAĞMURU BEKLERKEN

Dedim ya Bulgarlar habersiz kapakları açmadıkça biz güvendeyiz; Edirne'de Meriç taşmayacak. Ama hava yine karardı; yağmur bekliyoruz. Aklımız Tekirdağ'daki çiftçilerde, Silivri'deki yazlıkçılarda, annesinin kucağındaki bebeklerde, İstanbul'daki, tır şöförleri ve tekstil işçilerinde... Sevgisiz ülkenin sevgisiz yöneticileri biliyorum, sele kapılıp ölen insanlara kızıyorlar; sorun çıkardılar, paçalarına çamur sıçrattılar diye

Bu arada evet; peripatetic yolum Edirne'ye düştü şimdi de. Nüfus kütüğümün nerede olduğunu düşünürsek, düşmesi de gayet olağan aslında...

Oldum olası severim Edirne'yi. Köprüsünü, nehirini, yeşilini, insanını, çarşısını, pazarını...Renklidir, espirilidir Edirne. Bugün yağmur başlamadan, sabah erkenden pazara gittik mesela. Esmer bir vatandaşımız biber satıyordu; biber alan teyze de soruyordu "Biberin çekirdeksiz mi?" diye... Biberci önce bana göz kırptı sonra teyzeye "Yok be teyze, daha yapmadılar ondan. Tıp ilerledi ama biber ilerlemedi" deyiverdi... Hala gülüyorum bak aklıma geldikçe.

12 Mayıs 2009 Salı

GİDER AYAK

Ben mevsimin yaza döndüğünü, havaların ısınması, yeşil eriklerin kirazlara yer açmasının yanı sıra bir de Ankara 7. caddedeki balıkçıların terlikçi olmasından anlarım. Ve ne zaman ki balıklar kalkar tezgahlardan, kuvvetli bir kaçıp gitme duygusu uyanır içimde. Sonbaharlarda kendime zaman biçerim: "Bu sene balıkçılar terlikçi olmadan" derim "gitmem gereken yere gideceğim," "bunu yazacağım," "şunu göreceğim," "bak o pantolona gireceğim," "balıkçılar terlikçi olmadan kesin..." 

İşte şimdi, bu sefer, balıklar kalkarken tezgahlardan birer birer, gidiyorum ben. Peripatetic ayaklarım beni önce Philadelphia'ya sonra California'ya götürecek gibi... Yolda görüşür müyüz?