Julia Child etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Julia Child etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ağustos 2009 Pazar

AMERİKA'NIN KONUŞTUĞU KADINLAR-2 JULIA CHILD


My Life in France kitabının son sayfasını okuyup kapağını kapamamla hayatımdan çıkan Julia Child'ın içimde yarattığı boşluk büyük oldu. Onu yeniden hayatımda istedim. O yüzden de, bu hafta gösterime giren Julie&Julia ilaç gibi geldi.

Kendi deyimiyle bu, "1.88 metre boyunda, neşeli ve gürültücü Kaliforniyalı" kız, tavadaki omleti fırlatma cesaretini göstererek hayatını değiştirmiş, ruhunun, çok sevdiği kocasının ardından da olsa, sürüklenip gitmesini engellemişti. 1948 yılında başlayan macerasında, Fransa'da Fransızlar gibi alışveriş yapmayı, yemek pişirmeyi ve yemeyi öğrenen Amerikalı Julia, ülkesine geri döndüğünde, mutfaklarında sıkışıp kalmış kadınlara "boef bourguignon" tarifi ile birlikte bir de hayat görüşü sunmuştu: "Yeni şeyler deneyin!" "Özür dileyip durmayın ama hatalarınızdan ders alın!" "Korkusuz olun!" veeee "Her şeyden önemlisi, hayattan zevk almaya bakın!"


Youtube'dan Julia Child videolarını seyrederseniz, Meryl Streep'in oyunculuğuna siz de hayran kalacaksınız. Hazır Youtube'a girmişken bir de Dan Akroyd'un Saturday Night Live için yaptığı Julia Child parodisini de seyredin. Ev sahibimin söylediğine göre, parodi yayınlandıktan sonra, bütün Amerika günlerce buna gülmüş. Filmde de var.

2002 yılında, kendini çaresiz hissettiği ve kurtuluşu 365 günde Julia'nın 536 tarifini tamamlama ve bu macerasını bloglamada bulan Julie'nin hikayesi, bana göre, Julia'nın kocaman gölgesinde kalıyor. Nitekim sinemadakiler de, en büyük tepkiyi, çoğu zaman alkışlayarak, Julia'nın göründüğü sahnelerde veriyorlardı.

Hiç bir zaman, günümüz TV yemek yıldızları, Martha Stewart ve Rachel Ray gibi "hatasız" olmayan ve canlı çekimlerde patates gözlemesini döküp saçan Julia, belki de özellikle bu yüzden Amerikalılar'ın sevgilisi olmuş. Hata yapmak kadar olağan ne var ki... Filmde de, ters giden bir "tavada fırlatma" girişiminden sonra gamsız Julia, kameralara dönüyor ve "Gözlemeyi fırlattığım zaman, fırlatmam gerektiği gibi fırlatacak cesareti gösteremediğim için gözlemem bozuldu. Siz siz olun her zaman kaldığınız yerden devam edin" diyor; "yeniden fırlatmaya cesaret edin"... İşte bu bir yemek tarifi değil hayat felsefesidir!

23 Temmuz 2009 Perşembe

Kısa Kısa

Ev sahibimin ABC'de yayınlanan yeni şovu, NCIS'ın reytingleri karşısında eriyip gitmiş olsa da ona ve ekibine iki Emmy adaylığı getirdi. Daha önce kazandığı üç gündüz Emmy'sinin tamamı görüntü ödülü olduğu için bu sefer ses ödülünü almayı umuyor. Ben de içimden "inşallah inşallah" diyerek, promosyon için kendisine gönderilen muhteşem amabalajlar içindeki DVD'ler arasında eşelenmeye başlıyorum. Bu akşam için kendime HBO dizisi In Treatment'ı seçtim. Her bölümü, bir psikoanaliz seansı olan dizinin orjinali İsrail yapımıymış. Senaryoyu birebir tercüme edip, adapte etmişler.

Obama, Harvard Üniversitesi'nin gururu Afrika Çalışmaları profesörü Henry Louis Gates Jr'ın Harvard Square'deki kendi evinin önünde tutuklanmasından sonra, dün, Cambridge polisinin "aptalca" davrandığını söyleyiverince, benim de ağzım apaçık kaldı. Obamaların aile dostu olan Profesör Gates, bir seyahat dönüşünde kapıda kalınca, taksicinin yardımıyla evine normal yolların dışında giriş yapmış ve tabii ki, komşular tarafından çağrılan polisi de karşısında bulmuş. Sonrasında ne olduğu, kimin kime ne dediği çok kesin değil ama polis, profesörü evinden dışarı çıkartıp (evinde tutuklayamayacağı için) tutklamış.


Beni şaşırtan kısım ise ABD Başkanı'nın sağlık reformunun tartışıldığı bir basın konferansında, spesifik bir olay karşısında, sırf olayın taraflarından biri dostu olduğu için, haklı veya haksız, böyle bir yorum yapmış olması... Yapamaz ki; ne olursa olsun. Acaba diyorum, zamanında aldığı "diklenmeden dik dur" tavsiyesinin bir sonucu mu bu?

Ankara'daki, sabahın beşinde kalkıp AC360'ı seyreden Anderson Cooper hayranlarına duyrulur. Bu cuma, Marihuana özel programı yapıyor. Yine kurun bakalım alarmlarınızı.


Zaten programlarının arasına sıkıştırdığı özel marihuana bölümlerinden sonra böyle bir özel "edition" geliyorum diyordu. Olumsuz ve olumlu yanlarını birlikte ele alacağını söylüyor ama ne tarafa daha yakın durduğu da son derece ortada....

Son olarak, Julia Child'ın My Life in France kitabına başlamak üzere olduğumu bildirmek istiyorum. Yemek pişirmeyen biri olarak, son zamanlarda, mecburiyetten, ardarda yemek ile ilgili kitaplar okudum. Önce Frances Mayes'in Under the Tuscan Sun, şimdi de bu. Böylece kendimi Ağustos'ta gösterime girecek Julie and Julia filmine hazırlıyorum sanırım.


Bu arada, ev sahibimin gururla bana gösterdiği bir Amerikan yemek kitapları kolleksiyonu var. Kafamda bir popüler tarih yazısı planlıyorum epeydir...