Bozuk Eğitim Sistemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bozuk Eğitim Sistemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Temmuz 2010 Pazar

MANYAK YETİŞTİREN EĞİTİM SİSTEMİ


Daha önce eski tarihi binasının yıkılacak olması vesilesi ile yaratılan nostaljiyi hiç bir şekilde paylaşmadığım okulum hakkında yazmıştım. Dünyanın parasının kova kova döküldüğü bu okulda lafın gelişi değil, kelimenin tam anlamıyla ruh hastası öğretmenlerimin olmuş olduğunu... O okulun altın günlerinden emekli öğretmen rahmetli anneannemin bendeki emeğinin sınıf öğretmenlerimden fazla olduğunu...

Epeydir görüşmediğim abimle hasret giderirken konu çocukluk günlerimizden açıldı yine. Benim iki yaş büyüğümdür, benim gibi ilkokul, ortaokul, lise bu okulun mezunudur. "Bizim günlerimizden bu yana hiç bir şey değişmemiş, biliyor musun" dedi; "Kolejin ilk kısmı hala çok garip." Arkadaşının kızının öğretmeni mesela, sınıfı ikiye bölmüş; "Öğretmenin Kümesi" ve "Tembeller Kümesi" diye. Tembeller kümesinden, öğretmenin kümesine geçiş yokmuş (kast sistemi mübarek) ama öğretmenin kümesinden atılınabiliyormuş. Her yıl 15 bin lira verdiğim okulda çocuğum sınıfta her sabah "Tembeller Kümesi"nde otursa yıkarım o okulu ben, yıkarım. Öğretmenin kümesine geçemiyecekse çocuk ayrıca zaten niye çalışsın ki!?! Bir de öğretmen "evinize kamera yerleştirdim, her yaptığınızı görüyorum" da demiş, kızın ödü kopuyormuş tuvalette öğretmeni görecek diye...



Bu eğitim sisteminin neresinden tutup ne yapmalı bilmiyorum ki! Bir yerde öğretmenler de öğrencileri kadar çaresiz, fakirlik ve her türlü yetersizlik içinde bir şeyler öğretmeye çalışyorlar. Diğer taraftan iyi eğitim için paralar dökülüyor ama manzara bu... Sonra bu çocuklar niye manyak oldu !?! Sonra ben niye manyak oldum !?!

Son olarak abimle korkunç ilkokul anılarımızı paylaşırken, O da kendi eşsiz dağarcığından şu anıyı çıkardı: Gayet sert bir genç kadın olan ilkokul öğretmeni, sınıfa belli miktarın üzerinde para getirmeyi yasaklamış. Bugünün çok meşhur bir müzisyeni/aranjörü/bestecisi olan çocukcağıza da o gün bozuk para olmadığı için büyük kağıt para verilmiş. Çocuk korkusundan öğlen sosisli sandiviç aldıktan sonra paranın üstünü çöpe atmış.

Paranın izi sürülürek çocuk bulunularak cezalandırılmış tabii. Halbuki iletişimsizlik, korkutma, sindirme adına çıkarılacak çok ders varmış bu olayda ama nerdeee....

Allah bütün çocuklarımızı korusun, esirgesin, eşit ve adil şartlarda birey yetiştiren bir eğitim sisteminin parçası yapsın inşallah. Amin.

3 Mayıs 2010 Pazartesi

DÜNYA YIKILSA UMRUMDA DEĞİL

Günlerdir kampanya yapılıyor "okulumuz yıkılmasın" diye. Bense "yıkılırsa yıkılsın umrumda değil" diyorum. Belli bir okuldan mezun olmanın verdiği kimliğin tadını çıkardığım çok oldu. Ne zaman ki aklım bize verilenin eğitim değil de etiket olduğuna erdi, o zaman Kolejli kimliğimi terk ettim. Ne zaman birey yetiştiren gerçek eğitimin nasıl bir şey olduğuna aydım, okula akıtılan kova kova paranın karşılığında edindiğimiz hilkat garibesinin eğitim olmadığına da aydım! Doğru eğitimin bir çocuk aklı alıp nasıl durmaksızın evirip çevirip şekillendirebileceği, sayısız yollara, seçeneklere yönlendirebileceği, o küçük bünyenin önünde hayal bile edemeyeceği kapıları açabileceği yüzümde bir tokat gibi patladığında koca kazıktım. Geçmiş ola...



İlkokulda başladım ben Kolej'e. Bugün durup düşündüğümde dehşetle anlıyorum ki bayağı bayağı deliydi benim ilkokul öğretmenim. Hadi teşhis de koyayım; manik depresif... Bir gün ağlatırdı hepimizi "sizi terk edip gideceğim, tiyatrocu olacağım" diye; öbür gün gelir sınıfın tombul çocuğunu koştururdu sınıfın içinde "sen şimdi kaç, yakalarsam seni, yanağına ısırıktan saat yapacağım" diye. Sonraki hocalarım ise etek boyumdan, kazağımın renginden, çok konuşup gülmemden, anlamını bile bilmediğim kim bilir kimden duyup kullandığım bir küfürden dolayı çok uğraştılar benimle de, neye kabiliyetim var; ne ile ilgileniyorum; neyi kolay neyi niye zor yapıyorum; bende ne bakarsan bağ bakmazsan dağ olur onları pek 'enterese' etmedi. Bir tek sağ olsun Nurettin Hoca, eve telefon ettirip, velimi okula çağırtıp benim 'dehamın' ziyan olmamasından bahsetmiştir. Ne var ki Nurettin Hoca kimyacıydı, edebiyat değil kimya seçmemi istiyordu ve ben bugün mütevazi ekmeğimi kalemimin ucundan kazanıyorum hasbelkader...

Kolejin benim üzerimdeki emeği sıfırdır da Kolej'den emekli efsane edebiyat öğretmeni anneannemden öğrendiklerim beynimin ön lobuna kakılmıştır. Yıkılan yıkılsın efendim, ben kendi putlarımdan başlamıştım zaten...